Ana Sayfa > Yazarın Köşesi > BEKRİ MUSTAFA ZEKİ BİRİYDİ!

BEKRİ MUSTAFA ZEKİ BİRİYDİ!


11-11-2008 16:12

             EDİTÖR             

AEO yönetim kurulunun resmi propoganda aracı Bizim(!) gazetenin yazarlarından(!) birine cevap.

Tetikçi kedi

 

Ankara Eczacı Odası'nın olağan seçimsiz genel kurulunda yaptığım konuşmayı daha önce yayımlamış ve bu konuşmaya oda başkanının cevaplarını ve bu cevaplara yorumlarımı daha sonra yazacağımı açıklamıştım. 2008 yılı Sağlık Uygulama Tebliği'nin bu arada yayımlanması nedeniyle bütün meslek örgütlerinin bu konuya konsantre olması ve başka konularla meşgul edilmemesi gerektiğini düşündüğüm için bu konudaki görüş ve eleştirilerimi biraz erteledim. Ancak geçtiğimiz günlerde yayımlanan ve eczanelerimize ulaşan AEO yönetim kurulunun resmi propaganda aracı olan Bizim(!) Gazete'de oda yönetiminin tetikçileri yine her zaman olduğu gibi tarafsız(!) yorumlarını gazetenin başköşelerinde yayımlamışlar.

 

Bunlardan birisi de Bekri Mustafa ve Sarı Sendika başlıklı yazıyı yazan Ecz. Mustafa Gönen. Kendisi 2007 Sağlık Uygulama Tebliği (SUT)'nde eczacının eczanesi dışında yapıldığı, eczacının ve kendisinin hiç bir etkisinin olmadığı kabul edilmesine rağmen hırsız ve sahteci ilan edildiği sahte küpür, reçete ve raporlardan bahsedilen 6.3.24 maddesini eczacının başına bela eden TEB Merkez Heyeti üyelerinden birisidir.

 

Yazısında bahsettiği konulardan biri sendikanın rengi. Kendince TEİS'i sarı olarak yorumlamış. Paranın ve sermayenin nasıl arttırılabileceğine ilişkin politik manevralar yaptığımızı öne sürmüş. TEİS'in böyle manevralar yapıp yapmadığını irdeleriz de kendilerinin manevraları sonucu eczanelerin nasıl batırıldığını ve yok edildiğini hepimiz görüyoruz. TEİS işveren sendikasıymış. Avrupa'daki bütün gelişmiş ülkelerde eczacıların sendikaları var ve eczacılık mesleğinin son derece saygın bir meslek olmasında çok büyük görev üstlenmekteler. 2006 yılında TEİS kuruluncaya kadar bu mesleğin çeşitli kademelerinde yöneticilik yapmış bu zat-ı muhterem kendi tabiriyle sarı(!) olmayan bir sendika kurup bu mesleğin Avrupa'daki örnekleri seviyesine gelmesini neden sağlayamamış. Türkiye'de yasalar var ve yasalar toplumun hareketlerinin bir düzen içinde olmasını sağlıyor. Toplumdaki statünüzü de yasalar belirliyor. İşveren olarak değerlendirilmek sizin elinizde değil. Yasalar böyle söylüyor. Sağlıkta dönüşüm programı içerisinde en büyük sıkıntıyı eczane eczacıları yaşamıştır. Yazının sahibi gibi bir hastanede çalışıp aybaşı geldiğinde maaşını alıp keyfine bakan eczacıların serbest eczane eczacılarının çektiğinden tabii ki haberi olamaz ve eczane eczacılarını sermaye sahibi kalantorlar olarak değerlendirir. TEİS bu değişim sürecinde en büyük yarayı almış olan eczane eczacılarının sendikasıdır. Eczane eczacılarının hak ve menfaatlerini korumayı bir görev olarak kabul etmiş ve bunu gerekleştirmektedir. Yazar(!) yazısında  "orta alan mücadelelerinde bizim takımın lehine düdük çalan ancak kritik yerlerde ve süreçlerde sermaye yanlısı hareket eden" demektedir. Burada sermaye yanlısı diye bahsettiği herhalde eczane eczacılarıdır. Çünkü TEİS’in eczane eczacılarının sendikasıdır ve başka bir kurumla bağlantısı yoktur. Meslek örgütünde görev yapan kişilerin eczane eczacılarına nasıl bir gözle baktıkları ortadadır. SGK ile yapılan pazarlıklarda sadece SGK yöneticilerinin değil bizim meslek örgütü yöneticilerinin de biz eczane sahibi eczacıları zengin sermayedar olarak görmesi pazarlıkların sürekli bizim aleyhimize sonuçlanmasının sebebini de açıkça ortaya koymaktadır.

 

Yazar(!) yazısında benim web sayfamda yer alan bir anketten bahsediyor. Ankette sorulan sorunun "Yasal zorunluluk olmasa Ankara Eczacı Odası'na üye olur musunuz?" olduğunu iddia etmiş. Aslında soru şu "Yasal zorunluluk olmasaydı eczacı odasına üye olur muydunuz?". Burada herhangi bir oda değil tüm eczacı odaları kastedilmiştir. Yani Ankara Eczacı Odasına özel olarak sorulmuş değildir. Ankara Eczacı Odası Başkanı da genel kurul kürsüsünde konuşmalarıma cevap verirken bu anketi, meslektaşlarımızı meslek örgütlerine üye olmamaya davet ediyor diye eleştirmişti. Bu sebeple bu anketi değerlendirmek gerektiğini düşünüyorum.

 

Bu ankette soruya muhatap 2 taraf vardır. Biri üye olacak eczacı diğeri üye olunacak meslek örgütü. Üye olacak eczacı bu ankette seçim yapabilecek durumda olan kişi değildir. Sadece bu konudaki eleştirisini ortaya koyabilir. Burada vereceği olumsuz cevap onun gerçekleşme ihtimali olmayan bir hayalini yansıtır. Çünkü yasalar gereği her eczane sahibi eczacı, eczacı odasına üye olmak zorundadır. İkinci taraf ise üye olunacak meslek örgütüdür. Meslek örgütü eczacıların bu örgüte üye olmak veya olmamak için gösterdikleri tercihe bağlı olarak kendisini yeniler ve geliştirir. Bu ankette soru meslek örgütüne yol göstermek için sorulmuştur. Eczacı, zaten bu örgüte, istese de istemese de üye olacaktır. Ama meslek örgütü bütün eczacıların üye olmak için can attığı bir meslek örgütü olmak için çaba göstermelidir. Ankette eczacıların %65'i üye olmazdım diyerek, meslek örgütünün eczacılar için tercih edilen bir örgüt olmadığını göstermekte ve meslek örgütümüzün koşarak gelinen bir yer olması için çalışmalar yapmasını beklemektedir. Bu anket, akıllı bir yönetici tarafından bu şekilde değerlendirilmeli ve meslek örgütünün neden tercih edilmediği araştırılmalı ve gerekenlerin yapılması için gayret sarf edilmelidir. Sayın AEO Başkanı konuşması sırasında ankette hayır cevabı üste yazıldığı için sonucun böyle çıktığını öne sürmüştü. Sanırım bütün eczacıları soruyu doğru okumayı beceremeyen yazar(!)’a benzediğini düşünüyor. Aynı anketin üstünde bir anket daha var. O ankette evet cevabı birinci sırada olmasına rağmen oyların %9'unu almışken ikinci sıradaki hayır cevabı %77'sini almıştır. Başkanın zannettiğinin aksine, eczacılar neye ne cevap vereceğini bilecek kadar zekidir.

 

Genel Kurul konuşmamda anlattığım tarihi şahsiyetle ilgili hikâyeyi yazar(!)'ın değerlendirmesini sizlere bırakıyorum. Eczacılık mesleğinin kimler tarafından bu hale getirildiğini herkes çok iyi biliyor. Bunu, bu kadar yıl meslek örgütlerinde yöneticilik yapan kişilerin ayıbı olarak değerlendiriyorum. Eğer mesleğimizi getirdikleri noktadan memnunlarsa kendileri ile gurur duyabilirler. Odamızın, meslek haklarımızı devlet ve iktidarlar katındaki savunucularından biri olduğunu bende kabul ederim. Ama bunun için basiretli ve iş bilir yöneticilere ihtiyaç olduğunu unutmamak gerekir. Çünkü bu kurumlar kendi kendilerine değil yöneticileri marifetiyle görev yaparlar. Yazar(!)'la tesadüfî olarak aynı ismi taşıyan Bekri Mustafa'da hikâyede yeterli olmadığı bir konuda kendisine görev verilmesinin ve sonuç beklenmesinin saçmalığına vurgu yapıyor. Dedim ya! Yazar(!) ile benzerlikleri isimleri, Bekri Mustafa zeki biriydi.

 

Ecz.Mehmet Saydan

   11/08/2008

 


3.5 / 5 (21 Oy)
GÖRÜŞLERİNİZİ PAYLAŞINIZ
(Yayınlanmasını istemediğiniz sadece editöre hitaben yazdığınız yorumlarınızın başlık kısmına "YAYINLANMASIN" yazınız)

Ad-Soyad veya rümuz(Zorunlu alan):
E-Posta (Buraya bir mail adresi yazılmalıdır.Gerçek olması şart değildir):
Başlık (Buraya yazının başlığını kopyalayıp yapıştırınız)
Yorumunuz:


 OKUYUCU YORUMLARI


FOTOĞRAF GALERİSİ
 
 

    

Powered by: PHPCow.com