Ana Sayfa > Yazarın Köşesi > AEO SEÇİMSİZ GENEL KURULU YAPILDI

AEO SEÇİMSİZ GENEL KURULU YAPILDI


22-09-2008 15:30

             EDİTÖR             

AEO Seçimsiz genel kurulunda kürsüden yaptığım konuşmanın tam metni.

Genel Kurul

 

Değerli meslektaşlarım,

 

2008 protokolünün çalışması sırasında yaşanan sıkıntıları herkes sırayla gündeme getiriyor. Biliyorsunuz bu konuyla ilgili olarak burada bir toplantı yapıldı. Bu toplantı sırasında sayın başkanımızın üzerinde KAPALIYIZ yazan siyah bir afişi bizlere göstererek “son sözü başta söyleyelim” ifadesiyle bu salonu coşturduğu günleri hepimiz veya burada olanlar hatırlıyorlar. O gün her şey gayet güzel gelişiyor ve TEB’le yapılan ortak çalışmalar Ankara Eczacı Odası (AEO) yönetim kurulunun bu çalışmalarda aktif rol alması hepimizi memnun ediyordu. Bu konuda detayla ilgili açıklamalar yapacaktım ama bunu herkes açıkladı tekrar etmek istemiyorum. Ancak o günü daha iyi hatırlamak için sayın başkanın o günkü konuşmasından şöyle 1–2 sözünü söylemeden geçemeyeceğim. Sayın Başkan kırmızı çizgilerden bahsediyor. Ama kırmızı çizgi demiyor, “olmazsa olmazlarımız” diyor. Örgüt dilinde böyle deniyormuş. “Bu istediklerimiz olmazsa asla ve asla protokol imzalanmayacak” diyor. Sözünü de aynen şöyle tamamlıyor; “Protokol TEB’in iradesinde olmadan imzalanmayacak!”. Ardından eczane kapatma eyleminin ne zaman yapılacağını kendi kendine soruyor ve kendisi cevabını veriyor. “Yarın 1 Temmuz tarihinde. Peki, ne kadar sürecek?” diyor. Yine kendi kendine soruyor ve cevabını yine kendi veriyor. “Eczacıların istekleri karşılanana kadar”.

 

Sayın başkan bu konuşmayı yaparken rüzgârı arkasına almış, TEB merkez heyetiyle birlikte geminin yelkenlerine rüzgârı doldurmuş yola çıkmış gidiyor ve tabii doğal olarak kaptan köşkünde kahraman bir komutan edasıyla dolaşıyor. Ama ne oluyorsa oluyor, rüzgâr tersine dönüyor bir anda fırtına çıkıyor. O zaman Dedeman Otelde yeni bir toplantı yapıyoruz. Bu toplantıya sayın başkan geliyor, konuşmasına bakıyoruz ki bütün istediği şeyleri TEB Merkez heyeti yapmamış. Firmalarla pazarlık etmeyin demiş dinlememişler. Daha bunun gibi birçok şikâyetini kürsüden üyelerine duyuruyor. Tabii şaşırıyoruz. Hani birlikte çalışıyordunuz. Anlıyoruz ki bir gün önce muzaffer bir komutan olan sayın başkan, işler tersine dönünce gemiyi terk edecek ilk filikada yerini almış. Yola düşmüş gidiyor.

 

Siyah kapalıyız afişiyle şov yapan sayın başkanın bugün de buraya siyah bir balonla gelip bu balonu söndürerek ulaştıkları sonucu açıkça ortaya koymasını bekliyordum. 

 

Sayın Başkan bu protokolün taslağının AEO komisyonlarınca hazırlandığını ve esas protokolün bu taslak üzerinden oluşturulduğunu açıkça beyan etmişti. Bu protokolde gördüğüm birkaç madde dikkatimi çekti. Ama özellikle bir madde üzerinde durmak istiyorum.

 

2007 protokolü hazırlanırken 6.3.24 diye anılan, Sayın İsmail Buğdaycı’nında konuşması sırasında bahsettiği sahte kutulu ilaçla ilgili olan maddeyi hepimiz hatırlıyoruz. Bu madde sahte kutulu ilaçtan dolayı eczacıları suçlu olmadığı halde suçlu olarak gösteren bir maddeydi. Konuşması sırasında Sayın İsmail Buğdaycı, “bu maddenin yürürlülüğü bir kurumumuzun çalışması sayesinde durduruldu da hepimiz rahat ettik” dedi. Ama bu kurumun adını söylemekten imtina etti, onu ben tamamlayayım. Eczacının başına sardıkları bu belayı temizleyen TEİS dir. Sayın Buğdaycı’nın konuşması sırasında ismini söylemek yerine bir kurum diye hitap etmesini kınıyorum. Konuşması sırasında Sayın Prof. Dr. Ahmet Başaran’da “Azerbaycan’daki eczacılık fakültesinden mezun alıp Türkiye’de denklik isteyen kişilerin engellenmesi için TEB ve bir kurumumuz daha çalışma yapmıştı” dedi. Burada bahsedilen diğer kurumda TEİS dir. 2007 protokolünde yer alan ve eczacıları hırsız yerine koyan bu maddeyi Danıştay’da açtığımız dava ile TEİS durdurdu. Peki, 2008 protokolünde ne oldu? TEİS bu protokolünde bazı maddeleri için yeniden dava açtı. Ben burada sadece 1 maddeden bahsedeceğim. Protokolün 6.5 maddesi. Bakın bu madde ne diyor;

6.5. Hakkında suç duyurusunda bulunulan sözleşmesi feshedilen eczacı hakkında takipsizlik kararı verilmesi halinde, fesih nedeniyle sözleşme yapılmayacak süre devam eder, eczacı ile bu sürenin sonuna kadar sözleşme yapılmaz.” Bu maddeyi nasıl yazdınız oraya? Eğer biz yazmadık diyorsanız nasıl imzaladınız? Bu protokolleri imzalarken okumuyor musunuz? Eczacıya yaptığınız bu zulümün sebebi ne? Eczacının başına yeni bir SEVR anlaşmasını musallat ediyorsunuz, sonrada TEİS, bu SEVR ANLANTLAŞMASINI, LOZAN ANTLAŞMASINA çevirmek için mücadele ediyor. İmzaladığınız protokollerde sürekli hukuki açıklar veriyorsunuz. Neden hazırladığınız protokol taslağını imzaya açmadan önce TEİS’e göndermiyorsunuz. Hepimiz gayet iyi biliyoruz ki TEİS bu konularda sizden iyi. Mademki kurum olarak eczacının hak menfaatlerini korumakla görevlisiniz. Aynı amaçla faaliyet gösteren bir kurum olan TEİS’den neden yardım istemiyorsunuz? İstememenizin 3 nedeni olabileceğini tahmin ediyorum. Ya korkuyorsunuz, ya kıskanıyorsunuz ya da hem korkuyor hem kıskanıyorsunuz.

 

Değerli meslektaşlarım,

Şimdi de sizlerle çok enteresan başka bir bilgiyi paylaşmak istiyorum. Bakın elimde bir belge var. Bu belge TEB 34. Bölge Aksaray-Kırşehir-Nevşehir Eczacı odasının internet sayfasında bulunan Forum sayfasından alınmıştır. Bakın ne yazıyor?

Değerli meslektaşlarım,

Ankara Eczacı Odasının yaptırmış olduğu ajandaları tüm üyelerimize dağıtmış bulunmaktayız. Katkılarından dolayı AEO başkanına, yönetim kurulu üyelerine ve TEB Genel Sekreteri Ecz. Hilmi Şener’e odamız adına teşekkür ediyoruz.

 

Ecz. Mustafa Nusret Başerdem

34. Bölge Eczacı Odası

Genel Sekreteri

AEO’nın parasıyla yapılan bu ajandaların 34. Bölge Eczacı Odasına neden gönderildiğini merak ediyorum. Geçen yıl seçim öncesi Ankara’da enteresan bir alışkanlık başladı. Oy verecek eczacıları memnun etmek için iftar yemeği veriliyor. Geçen yıldan sonra iftar yemekleri geleneksel hale geldi. Bundan sonra anlaşılan seçim olsa da olmasa da her yıl verilecek. Peki bu ajandalar Aksaray eczacı odasına neden verildi. Bunun detaylarını konuşacağız ama öncelikle forum devam ediyor bir kısmı ajanda alamadığından yakınırken alanlarda ajandaları beğenmiyor, aşağılıyorlar.

 

—Sanırım sadece Aksaray’da dağıttınız.

 

—Eğer tüm üyelerin içine Mucur’daki üyeleri almıyorsanız ayıp. O kadarda oda aidatı yatırıyoruz. Ama odanın herhangi bir yayınını ve ajandasını ben alamıyorum!

 

—Ankara Eczacı Odasının verdiği kullanışı çok zor olan küçük bir ajanda için bu şekilde sözler sarf edilmesi çok çirkin ve bir eczacıya yakışmayan bir davranıştır. Ajandalar her yere dağıtılmıştır, Bu yazıyı yazan kişiyi kınıyorum.

 

—Mucur ve Kaman temsilciliğine haber verilmiş olup hava şartları nedeniyle teslim alınamamıştır Bilgilerinize.

 

—Sanırım altın kaplama olsa gerek bu ajandalar.

 

—Herhalde bazıları çokça alıp müşterilerine promosyon yapıyor. Bana da gelmedi.

 

Bu ajandaları Aksaray Eczacı Odasına neden verdiniz? Ankara’da bulunan üyelerinize Sigara içme yasağını gösteren afiş olarak A3 kâğıdı üzerine düz siyah bir yazı bastırıp asılması için gönderen, eczacısına bu kişiliksiz afişi uygun gören odamız Aksaray eczacı odasına ajandalarımızı göndermiş.

Gelelim madalyonun diğer tarafına. Diyelim ki AEO yönetim kurulu karar vermiş bu ajandaları Aksaray Eczacı Odasına göndermiş. Bunun için hesap sorarız, sitem ederiz bunu aramızda tartışırız. Sonuçta kötü bir niyet yok diyebiliriz. Ancak bunun için öncelikle iyi niyet olduğunu anlamamız gerekir. Fakat maalesef bunun böyle olmadığını aslında odada bazı işlerin gizli saklı yapıldığını fark ediyoruz. Faaliyet raporu diye verdikleri bu kitabın her satırını ben dikkatle okudum. Bu raporun içerisinde üyelerin seyretmeye gittiği tiyatro eserlerinden tutunda, yazılan mektuplardan telefon konuşmalarına kadar her şey yazılmış. Ancak Aksaray Eczacı Odasına gönderilen Ajandalardan hiç bahsedilmemiş.

 

Değerli meslektalarım

BU BİR SKANDALDIR. Eğer bir Eczacı Odası Faaliyet raporunu yaptığı bir işi yazmıyorsa bu bir skandaldır. Bu, yaptığınız işi sakladığınız anlamına gelir. O zaman ben soruyorum size başka hangi odalara neler gönderdiniz? Hatta hangi kurumlara neler gönderdiniz de buraya yazmadınız? Bunu yazmama nedeniniz, eczacıdan saklamak için midir?

 

Faaliyet raporunda gördüğüm bir aksaklıkta taslak bütçede gördüğüm bir eksikliktir. TEB’den alınan 300.000 YTL tutarındaki kredinin 150.000 YTL si ve Akbank’tan alınan 300.000 YTL lik kredinin 127.313 YTL si 7.405 YTL taksitlerle ödeneceği denetleme raporunda görülmesine rağmen taslak bütçede bu harcamalarla ilgili harcama kalemi belirtilmemiştir. Bu paraları ödemeyi düşünüyorsanız bunlarla ilgili taslak bütçede yer açmak zorundasınız.

 

Bu faaliyet raporları son derece düzgün hazırlanmalıdır. Bu defterler canınızın istediğini yazıp istemediğini yazmayacağınız HATIRA DEFTERLERİ değildir. Kayıtları doğru ve kuralına uygun tutmak zorundasınız.

 

Bu arada Aksaray’a gönderilen ajanda sayısını merak ettim. Aksaray eczacı odasına bağlı 160, Nevşehir’e 110 ve Kırşehir’de 80 eczacı var. Toplam 350 ediyor. Yani en az 350 ajanda gitmiştir.

 

Bu faaliyet raporu gerçekleri yansıtmamaktadır. Bir faaliyet raporu içinde bazı bilgilerin eksik veya yanlış olduğunu görmek o raporun yeterince güvenilir olmadığının göstergesidir. İbra işlemi sırasında kırmızı oy kullanmayı etik olarak hoş bulmadığım için kırmızı oy kullanmayacağım ama güvenilir bulmadığım bu rapora dayanarak da bu yönetime beyaz oy veremem. Bu nedenle yönetimin ibrası sırasında oy kullanmayacağım.

 

Geçtiğimiz yıl seçim öncesi yayımladıkları bizim gazetenin 3. sayfasında AEO’nın 2007–2009 dönemi projelerini yazmışlar. Şimdi bu projelerin hayata geçirilmesi konusunda daha zamanları var. Bunları bekleyeceğiz. Ancak bir madde var ki bunu tebessümle okumak isterim. Bakın ne demişler “SÖZLEŞME FİYATLARI DÜŞECEK” Değerli meslektaşlarım herhalde ben matematik bilmiyorum. 150 YTL ile 500 YTL arasında oldukça büyük bir fark var. Taslak bütçeye baktığınız zaman önümüzdeki yılda sözleşme ücretlerinin en az %20 oranında artacağını yani en az 600 YTL olacağını görebilirsiniz. Şimdi sayın başkan çıkıp burada konsolide bütçe sözleşmelerini bedava vereceğiz falan hikayesini anlatmasın. Ben konsolide bütçe sözleşmesi almıyorum. Neden alanın parasını ben ödeyeyim. SGK sözleşmesini 150 YTL, konsolide bütçe sözleşmesini de 50 YTL ye eskiden olduğu gibi satsanız size kim itiraz edecekti. Neden böyle acele bir çözüm bulma ihtiyacı hissettiniz. Nedenini ben söyleyeyim. Çünkü önünüzü göremiyorsunuz. Ekim ayında konsolide bütçe sözleşme yapacak mı? Yapmayacak mı? Bilmiyorsunuz. Sonradan sözleşme satamazsak diye korkunuzdan eczacıdan toplamayı hedeflediğiniz parayı baştan toplamak için bunu yapıyorsunuz. Yani TEB’in ve odaların üyelerini para kaynağı olarak görmesi hiç hoş değil. Kısacası 2007–2009 döneminde bu yönetimin sözleşme fiyatları düşecek iddiaları şimdiden iflas etmiştir.

 

Görüldüğü gibi protokol görüşmelerinden başlayın, faaliyet raporlarına ve tahmini bütçelerine kadar her taraftan aksaklıklar içinde olan bu oda yönetimi ve onun önemli ağırlığını taşıyan TEB yönetimi son derece başarısız bir yıl geçirmişlerdir. Bu arada TEB Başkanı konuşmasını yaparken “geçen seneye göre daha başarılı bir sözleşme yaptık” diyor. Bunu bir övünç kaynağı olarak gösteriyor. İyi de geçen seneki sözleşmeyi kasaplar birliği mi yaptı? Onu da siz yaptınız. Bir yıl önce kaybettiklerinizden bir tanesini kazandık diye bayram mı ilan edeceksiniz?

 

Bütün bu işler neden başımıza geliyor diye kendi kendime soruyorum aklıma bir hikâye geliyor.

 

4. Murat’ın padişahlığı sırasında Bekri Mustafa isimli bir ayyaştan bahsedilir. Sarhoş Mustafa diye de anılan bu kişi adından da anlaşılacağı gibi bütün gün sarhoş dolaşan bir adam. Bir gün öğlen saatlerinde yine meyhaneye doğru giderken caminin önünden geçiyor. Bakıyor ki caminin önünde bir cenaze ve bazı insanlar cenaze namazını kılmak için hoca bekliyorlar. Bekri Mustafa’yı da kafasında sarığıyla geldiğini görünce hemen koşup “aman hoca şu namazı da kıldır da cenazeyi kaldıralım” diyorlar. Bekri Mustafa yok falan dese de cemaatin önünde buluyor kendini. Neyse, yalan yanlış cenaze namazını kıldırıyor ve eğilip meftanın kulağına bir şeyler fısıldadıktan sonra tamam götürün gömün diyor. Cemaat merak ediyor “hoca ne söyledin meftanın kulağına” diye soruyorlar. Bekri Mustafa “Öbür tarafa gidince Dünya’da işler nasıl gidiyor diye soran olursa Bekri Mustafa imam olmuş namaz kıldırıyor de onlar durumu anlar” diyor.

 

Bizim yöneticilerimizde Bekri Mustafa’nın durumundan farklı değiller. Umuyorum yaşadığımız bu yıldan ders alır önümüzdeki yıl aynı hataları yapmazlar ve eczacılar için daha iyi bir yıl vaat ederler.

 

Sözlerimle hiç kimseyi üzmeyi veya kırmayı amaçlamadım. Sadece gördüğüm aksaklıkları ortaya koymaya çalıştım. Söylediklerimde hiçbir abartı veya hayal yoktur. Sadece gerçekler vardır. Beni sabırla dinlediğiniz için teşekkür eder saygılar sunarım.

 

Ecz. Mehmet Saydan

20/Eylül/2008

AEO Genel Kurulu

 
NOT : Sayın başkanın cevaplarını ve yorumları önümüzdeki günlerde okuyacaksınız.

4.5 / 5 (8 Oy)
GÖRÜŞLERİNİZİ PAYLAŞINIZ
(Yayınlanmasını istemediğiniz sadece editöre hitaben yazdığınız yorumlarınızın başlık kısmına "YAYINLANMASIN" yazınız)

Ad-Soyad veya rümuz(Zorunlu alan):
E-Posta (Buraya bir mail adresi yazılmalıdır.Gerçek olması şart değildir):
Başlık (Buraya yazının başlığını kopyalayıp yapıştırınız)
Yorumunuz:


 OKUYUCU YORUMLARI


FOTOĞRAF GALERİSİ
 
 

    

Powered by: PHPCow.com