Ana Sayfa > Yorum > FIRTINA ÖNCESİ SESSİZLİK Mİ? ÖLÜM SESSİZLİĞİ Mİ?

FIRTINA ÖNCESİ SESSİZLİK Mİ? ÖLÜM SESSİZLİĞİ Mİ?


05-02-2009 11:43

             EDİTÖR             

Bir sessizlik hüküm sürüyor ki, neden olduğunu bilmemek beni korkutuyor.

...

 

Şu günlerdeki sessizliğe bir anlam veremiyorum. Nedir bu sessizlik? 20 Ocak gününe kadar meslek örgütlerimizin değerli yöneticileri televizyon televizyon gezip, asarız, keseriz, isteklerimiz kabul edilmezse şöyle yaparız, böyle yaparız diye atıp tutuyorlardı. O günler de televizyonlar da çok ilgi gösteriyordu bu değerli yöneticilerimize. Hani kurban bayramından önce, kurbanlıklar her gün televizyonlarda haber olur ya, aynen öyle. Yöneticilerimizde bu televizyon programlarında rüzgârın kendilerinden yana estiğini zannederek kabardıkça kabarıyorlar, desteksiz, fütursuz attıkça atıyorlardı. Bizler de bu rüzgârdan etkilenmiş olmalıyız ki bu sefer tamam demeye başlamıştık bile. Hepimiz tek yürek, tek vücut olmuştuk, artık kimse karşımızda duramazdı. Ne yalan söyleyeyim bu rüzgâr beni bile etkilemişti.

Ama ne olduysa oldu 19 Ocak gecesi yeni güne merhaba dememize 30 dakika, sadece 30 dakika kalmışken teslim olmuştuk. Her şey bir anda bitmişti. Bu sözleşme görüşmelerini yapmakta yetkili olan meslek örgütümüz kapalı kapılar arkasında neler konuştularsa silahları bırakma kararı almışlardı. Hayal kırıklığına uğradık, isyan ettik, neden dedik neden? Bu bizim kaderimiz mi? Eczanelerimize gelen hastalarımıza neden bu durumu kabullendiğimizi anlatmakta zorluk çektik hatta birçoğumuz bunu anlatmaya çalışırken hastamızın yüzüne bile bakamadık. Hastalarımıza “siz mağdur olmayın diye kabul ettik” demek zorunda kaldık, buna kendimiz bile inanmamamıza rağmen.

Neyse sonuç olarak kaybetmiştik. Güvenmek zorunda kaldığımız yöneticilerimiz bize bir kez daha yenilgiyi tattırmışlardı. Zaman geçtikçe kabullenmeye başladık, yaralarımızda iyileşiyordu ama ruhumuz, gururumuzun bu kadar ayaklar altına alınması sebebiyle çok fena ezilmişti ve bir türlü toparlanamıyordu.

Peki, bizi kim toparlayacak? Bizi bu savaşa sokan komutanların yapacağı hiçbir şey yok mu? Hemen toparlanıp camianın yaralarını sarmaya yardım edecekleri yerde köşelerine çekilip sessizliğe büründüler. Ya kendi yaralarının iyileşmesini bekliyorlar ya da bu mevki de daha fazla duramayacaklarını anladılar kendilerine yeni makamlar aramaya çıktılar. Yenilginin ardından 15 gün geçti tam bir sessizlik hüküm sürüyor. Tek icraat yeni protokollerin kaç liraya satılacağı konusunun karara bağlanmış olması. Bu da savaşta kaybedilen paraların yerine konması için mecburi bir görev olduğu için mecburen yapılmıştır. Başka da kimsenin bir şey yapası yok gibi görünüyor. Bir durgunluk, bir sakinlik sürüp gidiyor. Bu sessizlik fırtına öncesi sessizlik ise fırtınayı bekleyip göreceğiz umarım bizi yeniden ayağa kaldıracak bir rüzgar buluruz ama ölüm sessizliği ise işte o zaman bize, komutanları yeniden canlandırmak için bir şeyler yapmak düşüyor. Bu konuda benim önerim; bizim TEB başkanını Davos’a götürüp bir açık oturum düzenleyelim. Bir de fırçalanacak adam bulursak bizim başkan yeni bir rüzgâr yakalayabilir belki.

Son günlerin moda politikası ya!

 

Ecz. Mehmet Saydan
www.saydan.com.tr
05/Şubat/2009


4.5 / 5 (16 Oy)
GÖRÜŞLERİNİZİ PAYLAŞINIZ
(Yayınlanmasını istemediğiniz sadece editöre hitaben yazdığınız yorumlarınızın başlık kısmına "YAYINLANMASIN" yazınız)

Ad-Soyad veya rümuz(Zorunlu alan):
E-Posta (Buraya bir mail adresi yazılmalıdır.Gerçek olması şart değildir):
Başlık (Buraya yazının başlığını kopyalayıp yapıştırınız)
Yorumunuz:


 OKUYUCU YORUMLARI


FOTOĞRAF GALERİSİ
 
 

    

Powered by: PHPCow.com